Hrant Dink "Meslekte İz Bırakanlar" toplantısında anıldı

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği  “Meslekte İz Bırakanlar” toplantıları kapsamında anıldı. TGC Başkanı Turgay Olcayto’nun moderatörlüğünü yaptığı toplantıya konuşmacı olarak; Agos Gazetesi köşe yazarı Karin Karakaşlı ile T24 köşe yazarı Aydın Engin katıldı.
  
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği " Meslekte İz Bırakanlar" toplantıları devam ediyor. 19 Ocak 2007 tarihinde genel yayın yönetmeni olduğu Osmanbey’de Agos gazetesinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren  Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, "Meslekte İz Bırakanlar" toplantılarının yedincisinde anıldı. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda yapılan toplantıya, TGC Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Güver, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Göksel Göksu, TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, TGC Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer ile Balotaj Kurulu Üyesi Şevket Uygun’un da aralarında bulunduğu davetliler katıldı. Toplantının moderatörlüğünü TGC Başkanı Turgay Olcayto’nun yaptığı toplantıya konuşmacı olarak;  Agos Gazetesi köşe yazarı Karin Karakaşlı ile T24 köşe yazarı Aydın Engin katıldı.
 
 
TGC Başkanı Turgay Olcayto: Hrant’ın desteğe ihtiyacı vardı
TGC Başkanı Turgay Olcayto, “Bugün sevgili arkadaşımız gazeteci Hrant Dink’i anmak için bir araya geldik. Hrant Dink’i bana Leyla Tavşanoğlu tanıştırmıştı. Dink ile ondan sonra sohbetlerimiz kopmadı. Telefonda ya da rastladığımızda uzun uzun konuştuk.  İçimi acıtan başka bir şey var. Medyada yeteri kadar Hrant’a sahip çıkabildik mi? Çıkabildiğimizi hiç zannetmiyorum. Hrant’ı en zor zamanlarında yalnız bıraktık. Hep üstesinden gelir gibi gördük. Oysa en sıkıntılı anlarıydı. Desteğe gereksinimi vardı. Tam tersine bugün ortalarda başka komplolar peşinde koşan gazeteci arkadaşlarımız var. Onlar Hrant’ı hedefe koymakta gecikmedi. Israrla Hrant’ı medyada Türk düşmanı olarak göstermeye çalıştılar. Onun kardeşlik ve barış mesajlarını almak istemediler. Duymazdan geldiler. Çünkü onların hesaplarına, çıkarlarına uymuyordu. O bakımdan içim hep buruk. Bugün cezaevindeki arkadaşlarımıza destek oluyoruz, ilgileniyoruz. Bugünlerde yaptığımızın onda birini o zamanlar Hrant’a yapamadık.”
 
 
T24 köşe yazarı Aydın Engin: Azınlık medyası, en zor gazetecilik alanıdır
T24 köşe yazarı Aydın Engin, azınlık medyasının yaşadığı zorluklara değinerek Agos Gazetesi’nin bu noktadaki önemini anlattı.
Engin, şunları söyledi:
“Azınlık medyası, en zor gazetecilik alanıdır. Bu noktada Agos’un çok önemli ve anlamı bir yeri var. Türkiye’de azınlık örgütleri, ‘Aman devletle başımız belaya girmesin, Ankara ne diyorsa isabet buyurdunuz efendim, sesimizi aşağıda tutalım ki başımız belaya girmesin’ diyen örgütlerdi. Onların yayınları suya sabuna dokunmazdı. Düğün, nikah, vakıfların toplantılarının haberlerini duyururlardı. Ankara ile iyi geçinmeyi isteyen, fısıltı tonuyla yazıp çizen yayınlar yaparlardı. Sonra Agos geldi. Çok farklı bir sesti. Profesyonel gazeteci diye orada burada hava basan bizler, Agos’u önce küçümsedik, önemsemedik, sıradan bir cemaat gazetesi diye baktık. Ama bir süre sonra tokat gibi yüzümüze şaklamaya başladı. Susmuş, sinmiş, Ermeni toplumundan farklı bir ses yükseldi. Sadece bizler şaşırmadık, Ermeniler de şaşırdı ve korktular.  Hiç kimse Agos ilk çıktığında ‘Yaşasın artık bizim de çok güzel bir gazetemiz var’ diye bağrına basmadı. Tersine ‘Acaba bu yüzden başımız belaya girer mi? Yazılanlar, çizilenler cemaatin başına bir şey getirir mi’ dediler. O kadar öyle ki patrikhane çok uzak mesafede durmayı tercih etti. Agos, özellikle genç Ermeniler arasında inanılmaz bir etki yaptı. Ben Hrant’ın ölümünün ardından o büyük unutulmaz uğurlama töreninde minibüsten, şöyle seslenmiştim: ‘Kadın ve erkek,  genç ve yaşlı Hrant’lar aramızdan birini uğurluyoruz şimdi’ diye… Gerçekten o gün orada kadın ve erkek, genç ve yaşlı Hrant’lar vardı. İlk defa vardı Ermeni toplumunda… O yüzden Agos Gazetesi’nin öneminin ve anlamının çok büyük olduğunu düşünüyorum. Bugün susmamış,  sesini gür çıkarmaya kararlı ve çıkarabilen genç Ermeni arkadaşlarım var. Bu arkadaşlarımız birer Hrant oldular.  Hrant ve arkadaşları, bu işe gönül ve kafa koyan 3-5 arkadaşıyla birlikte Agos’u çıkarmaya karar verdiler.  Agos gazetecilik oynamak için çıkmadı. 60 bin bu toprağın çocuğu olan Ermeniler’in ilk kez sesi yükseldi Agos ile.. Kimse daha önce cesaret edememişti. Bedel ödemeyi göze almayı gerektiriyordu.  Ödendi de… Çıktığı andan itibaren Ermeni toplumunda bir şeyler değişmeye başladı.” Engin, Hrant Dink’in gazeteciliği hakkında da bilgi verdi. Kalemiyle derdini çok iyi anlatabildiğine dikkat çeken Engin, zenaatkar oluşu nedeniyle herşeyi gazetede kendi yapmaya çalıştığını anlattı. Engin, “Keşke deneyimli, bu ülkenin yurttaşı gazeteciler, Hrant’ın yükünü alsalardı da, Hrant daha fazla yazılarına zaman ayırsaydı” dedi. 
 
Agos Gazetesi yazarı Karin Karakaşlı: Ermeniler Anadolu’nun ta kendisidir
Agos Gazetesi köşe yazarı Karin Karakaşlı ise Agos Gazetesi’nin kurulduğu yıllarda ülkede yaşananlardan örnek verdi. Karakaşlı, tarihi sırayla Ermenilerin yaşadığı sıkıntıları anlattı. Karakaşlı, gazetenin kuruluşu ve Hrant Dink ile ilgili ise şunları söyledi:
“Hrant Dink başta olmak üzere gazetenin içinde Ermeni basınından gelen iki üç kıymetli çınarımız var o dönemde. Ermeni basının emekçileri… Ve böyle başlıyor Agos… Birinci amaç, her nevi iftira süreci olduğunda bir kendini anlatmak, iki; özellikle zorunlu sürgünler, kökten kazınış sonrası gidilen her yerde yeni bir dil, burada kalanlar için demografik yapı tamamen değiştiği için kapatılan onca okul sonrasında ana dilin aktarılamaması gibi bir sıkıntı da yarattı. Tabii Ermenice yaşıyor ama bahsettiğim sıkıntılardan ötürü çok zorda. Bu noktada Türkçe yardımıyla Anadolu Ermenilerini kapsama ihtiyacı var. Üçüncüsü, kültürü tarihi aktarmaktır. Ermeniler bırakılsa buranın son derece normal vatandaşlarıdır.  Halkıdır, Anadolu’nun ta kendisidir. Kültürün bir parçasıdır. Onsuz anlatılacak Türkiye eksik kalacaktır. Bu aktarımı paylaşmak için başladı. Agos gazetesi Agos’luğunu Hrant Dink’in kamuoyuna mal olması üzerinden de var etti. Biz o miras üzerinden konuşuyoruz. Agos sözcüğünü yürürken konuşmaya başlayan ustamız bulmuştu. Felsefesine de uygundu. Türkçe
ve Ermenicenin kaynaşabileceği bir sözcüktü.

Ermeni gazetecilere sahip çıkın 
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği ve tüm gazetecilikle ilgili profesyonel kurumlardan 1915’te hayatını kaybetmiş Ermeni gazetecilerin hepsine sahip çıkmayı, buna sahip çıkarken aslında Hrant Dink’in  şahsında yaşanan her şeye sahip çıkıldığını söylemek isterim.”