Başkan Olcayto: Meslekte İz Bırakanlar toplantıları sürecek

TGC üyesi, Cumhuriyet Gazetesi sahiplerinden yazar Doğan Nadi anıldı. TGC Başkanı Turgay Olcayto, “Meslekte İz Bırakanlar” toplantılarının devam edeceğini, 26 Aralık’ta İstanbul sevdalısı çevirmen Burhan Arpad’ın anılacağını söyledi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, Cumhuriyet Gazetesi sahiplerinden yazar Doğan Nadi, doğumunun 100. yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği "Meslekte İz Bırakanlar" toplantılarının beşincisinde anıldı. Çemberlitaş’ta bulunan TGC Basın Müzesi’nde düzenlenen toplantıya, TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, TGC Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer ile Balotaj Kurulu üyesi Şevket Uygun, gazeteci-sanat tarihçisi Gürol Sözen’in de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.
 
Güneş: Ustalarımızı anıyoruz
Toplantının sunuculuğunu üstlenen TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Meslekte İz Bırakanlar “ toplantıları hakkında bilgi verdi. Genel Sekreter Güneş, şunları söyledi: 
“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, ‘Meslekte İz Bırakanlar’ toplantısına Ağustos ayında başladı. 27 Ağustos’ta sevgili Şakir Süter’i, 4 Ekim’de yazar Niyazi Ahmet Banoğlu’nu, 25 Ekim’de TGC Onur Kurulu başkanlarından karikatürist Semih Balcıoğlu’nu, 21 Kasım’da ise Faruk Nafiz Çamlıbel’i andı. Ustalarımızı anmaya devam edeceğiz."
 
Olcayto: Burhan Arpad anılacak
Doğan Nadi’nin anıldığı toplantının moderatörlüğünü, TGC Başkanı Turgay Olcayto yaparken, TGC önceki Başkanı-Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkanı Orhan Erinç ve gazeteci-yazar Orhan Karaveli konuşmacı olarak katıldı. 
Başkan Olcayto, “Meslekte İz Bırakanlar toplantılarını sürdüreceğiz. 26 Aralık’ta bir İstanbul sevdalısı ve ünlü bir çevirmen olan Burhan Arpad’ı anacağız. Arpad, özellikle İstanbul yazılarıyla çok iyi bilinen bir gazeteciydi. Onun anlattığı İstanbul’u, onun eleştirdiği İstanbul’u, özellikle bugünkü mega İstanbul’u yaşadıkça yaptığı şeylerin önemini anlıyoruz ve uyarılarına kimsenin kulak asmamasına da üzülüyoruz” diye konuştu. 
 
Doğan Nadi’yi anlatırlardı…
Başkan Olcayto, Doğan Nadi ile ilgili olarak ise şunları söyledi: 
“Doğan Nadi’yi ben TRT’ye ilk girdiğimde Baki Süha Ediboğlu’nun anlattıklarıyla uzaktan tanıdım. Genelde Divan’da toplanıp edebiyat, siyaset konuşurlar arada bol nükte savururlardı. Feridun Fazıl Tülbentçi'nin zaman zaman katıldığı toplantılardı bunlar. Onlardan dinlediğim Doğan Nadi’yi bilirim. Kendisini çok iyi tanıma fırsatım hiç olmadı. Doğan Nadi’nin küçük yazılarından bazılarını çok sever, gazeteden keserdim.”  
 
Erinç: Hoşgörülü bir yöneticiydi
TGC önceki Başkanı-Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkanı Orhan Erinç, 
“Doğan Bey, gerçekten çok hoşgörülü yöneticilerden biriydi. Zaten biz o dönemdeki gazete sahiplerine, gazetecilikten gelenlere tabii, hiçbir zaman patron gözüyle bakmazdık. Usta bir meslektaşımız olarak, değerli kişiler olarak bakardık. Onlar da doğrusu patronluk taslamazlardı. Gazetecilik içindeki dayanışmayı onlar da sürdürürlerdi” dedi.
 
Yazıları yasaklanmıştı
Erinç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğan Bey, kısa ve özlü denebilecek fıkra türünün çok seçkin örneklerini vermişti. Demokrat partinin ‘olağanüstü demokrasi dönemi’ diye anlatılan döneminde; yazıları yasak sayılan gazetecilerden biri de Doğan Nadi’dir. Çünkü o dönemdeki iktidarın da, muhalefete hoşgörüyle bakan bir tarafı kalmamıştı ne yazık ki… O nedenle 27 Mayıs sonrasında Doğan Bey’in yazılarına başlarken yer aldığını zannettiğim bir açıklama yayınlanmış. ‘Malum sebepler dolayısıyla yazılarına yayınlayamadığımız Doğan Nadi, son gelişmeler karşısında yazılarına yeniden başlayacaktır’ diye bir anons yapılmıştı."
 
Günümüz gazeteciliği 
Gazeteci-yazar Orhan Karaveli, Doğan Nadi’den başlayarak günümüz gazeteciliğini şöyle değerlendirdi: “O dönem gazeteler güç durumdaydı, gazeteciler sınırlı paralarla geçinmeye çalışıyorlardı. Basının bugünkü imkânları yoktu ama basın mensupları halkın gözünde o dönem daha itibarlıydı. Gazeteci olmak bir şerefti. ‘Biz gazeteciyiz’ dediğimizde onur duyardık. Acaba bu onuru bugün de gazeteci kardeşlerimiz duyabiliyorlar mı? Keşke bu kuleler olmasaydı... Keşke bu paralar bu kadar büyük olmasaydı... Bugün gazeteler, dışarıdan kumanda edilen bir takım kuklalara benziyor. Gazete okumak insanların içinden gelmiyor. Ayrıca bakın hepimiz bir takım gazeteci ağabeylerimizden etkilenmişiz. Yalnız onların kaleminden değil, ne tatlı olurdu o polemikler başyazarlar arasında. Türk basınında bugün bir tane başyazar yok. Gazeteler renkli kuşe kağıda basılıyor, pek lazımmış gibi fakir memlekette… Basın, Türkiye’de teknik olarak ileri gitmiştir ama ahlak olarak geriye düşmüştür. 30-40 sene sonra Türkiye’de gazete kalmayacağı tahmin ediliyor. Bu vesile ile Doğan Nadi ağabeyimizi anarken bir yandan da basını anlattık.”