TGC gazeteci-ressam Elif Naci’yi andı

Basınımızın usta isimlerinden gazeteci-yazar, ressam ve müzeci Elif Naci, 8 Mayıs 2017 Pazartesi günü saat 14.00’de Cağaloğlu’nda bulunan TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıyla anıldı.

İSTANBUL - Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği Meslekte İz Bırakanlar Toplantıları devam ediyor. TGC Üyelerinden, Basın Şeref Kartı ve Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü sahibi Basınımızın usta isimlerinden gazeteci-ressam Elif Naci Meslekte İz Bırakanlar Toplantıları’nın 21.’sinde anıldı.
Toplantı, 8 Mayıs 2017 Pazartesi günü saat 14.00’de Cağaloğlu’nda bulunan Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantının sunuculuğunu TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş yaptı. Haber peşinde koşarken ölen ve öldürülen gazetecilerin anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından toplantıya geçildi.

TURGAY OLCAYTO: ELİF NACİ’Yİ SEVGİ VE SAYGIYLA ANIYORUZ
TGC Başkanı Turgay Olcayto konuşmasında gazeteci ressam Elif Naci’nin basın tarihi açısından önemine dikkat çekerek başladı. Başkan Olcayto, “Meslekte İz Bırakanlar Toplantıları’nın 21. Toplantısındada Elif Naci’yi anıyoruz. Elif Naci’nin hem ressamlığı hem de yazarlığı çok önemlidir. TGC üyesi olan bu değerli ustayı anmaktan çok mutluyuz. Bizimle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

AHMET ÖZDEMİR ELİF NACİ’NİN HAYATINDAN SATIR BAŞLARINI AKTARDI
Toplantının moderatörlüğünü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir üstlendi. Ahmet Özdemir, Elif Naci’nin yaşamından satır başları aktardı. Asıl adı İbrahim Naci Elif olan sanatçının Türk ve İslâm Eserleri Müzesindeki müdür yardımcılığı ve müdürlüğü görevlerinden sonra Osmanlı hat, tezhip, minyatür, nakış sanatları ile Selçuklu halı ve kilimlerindeki soyut desenlere ağırlık verdiğini söyledi.
Elif Naci’nin gazetecilik yönüne de değinen Özdemir, “İlk çalıştığı gazete Celâl Nuri, Suphi Nuri ve Sedat Nuri kardeşlerin çıkardığı İleri gazetesiydi. Ardından İkdam, İfham, Milliyet, Tan, Son Telgraf ve Cumhuriyet gazetelerinde çalıştı. Cumhuriyet Gazetesi’nde 1937 yılında çalışmaya başladı. 40 yıl boyunca arşiv müdürlüğü yaptı. Elif Naci, gazetede sanat ve tarih yazıları da yazmıştı, “ dedi.
Ahmet Özdemir sözünü şöyle bitirdi:
“89 yıllık güzel, mutlu ve semereli bir ömür sürdü. Uzun ömürde, sevdiği işi yapmanın, dost canlısı olmanın, neşeli sofraların, tevazuun ve hoş görünün rolü vardı.”
ORHAN ERİNÇ: ELİF NACİ’NİN 10 PARMAĞINDA 10 MARİFET VARDI
Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkanı-Yazar-TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç ise konuşmasında şu görüşlere yer verdi:
“Elif Naci, 10 parmağında 10 marifet sözünün temsilcilerinden biridir. Gerçekten kültür bakımından sanat anlayışı bakımından Türkiye’nin her alanda ilerlemesi konusunda ciddi cabaları vardır. Vefatı önemli bir kayıptır. 1963 yılında Cumhuriyet Gazetesi’ne girdim. Yazar, ressam olarak gazetede görev alan önemli isimlerden biriydi. Bilgi dağarcığımı geliştiren isimlerden biriydi. 1961 yılında gazetecilik başarı ödülünü almamda başarı çarkını çeviren isimlerden biridir. Onunla yakın bir ilişkim oldu. Doğan Nadi beyin birinci sayfada bir dakika diye köşesi vardı. Pazar günleri de yedi dakika diye ikinci bir köşesi yayınlanırdı. Yazıları Doğan Nadi yazar, vinyetleri de Elif Naci yapardı. Çok iyi polemik yapardı Elif Naci. İbrahim Çallı’ya toz kondurmazdı. Çallı’yı eleştiren ressamlara gazetedeki köşesinden fırçalar atardı. 1987 yılında vefat etti. Ben o sırada Cumhuriyet’te değildim. Vasiyetimi bana söylemişti. ‘Güzel Sanatlar Fakültesi önünden cenazesinin geçirilmemesini’ istemişti. Cenazesini Cemiyete getirmek için uğraşarak vasiyetini yerine getirdik. Örnek alınacak ustalardan biriydi. Sevgi ve saygıyla anıyorum.”

ŞÜKRAN SONER: YAŞAMI ÜRETMEK OLARAK GÖRÜRDÜ
TGC Onur Kurulu Üyesi Şükran Soner ”Yaşamı sonsuz bir biçimde yetenekleriyle üretmek olarak gören bir insandı. Olağanüstü mizah yeteneği var” diye başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yaşamın her alanıyla ilgilenirdi Elif Naci bey. Ben gazeteye 20 yaşında girdim. 40 yıllık arkadaşı gibi herkesi karşılardı.Verici bir yazardı. Bu kuşağın insan tiplemesi olarak çok özeldi. Elif Naci’ye gazetecilik açısından çok borçluyuz. Arşiv açısından borçluyuz. Bizler ‘Geçmişte gazetecilik nasıl yapılırdı’ diye araştırırdık. Şimdi genç gazeteciler bu konuyla çok ilgili değiller. Aydın olma halinden kopuş var günümüzde. Elif Naci onun için çok önemli. Elif Naci kendinden sonraki kuşaklara resimdeki özgün arayışları ve yeni denemeleriyle bir yol göstermiştir. Haber konusunda yapacağımız çalışmalarda bize yol gösterirdi. Her alanda bilgeliğini kullanan, çevresine sunan bir isimdi. Cenazesinde birçok arkadaşı geldi, gülerek onu uğurladılar. Uygarlık toplumsal değerler süreci. Bu süreç kendi kendine olmuyor. Toplumsal kimlikle kazanılıyor. Şimdi toplumsal kimlikler yerlerde. Uzman olan insanların birbirine katkısı azalıyor. Bugün üretilen bilgiden, kültürden insanlar yararlanamıyor, toplumsal kimliğe yazık oluyor. Bizim mesleğimizde hepimiz çok bedel ödedik. Ama bugünkü gibi niteliksiz ve işlevsiz bir pozisyona geleceğimizi, gazeteciliğin hor kullanılacağı bir dönem yaşayacağımızı düşünmezdim. Elif Naci gazetede herkes ile tartışırdı. Bizim dönemimizde boyun eğmek değil, tartışmak, sevgi ve saygı vardı. İyi insan olma çabası vardı. Geldiğimiz noktada yine de umutluyum. Birikimler yok olamaz. İyi ki yaşadı, iyi ki tanıdık sevdik Elif Naci’yi. Yaşama sevinci kazandırdı bize.”

GÜRBÜZ AZAK: ELİF NACİ ÇOK ÖZEL BİR KÜLTÜR-SANAT İNSANIYDI
Gazeteci-Ressam Gürbüz Azak ise konuşmasında Elif Naci’nin ressam kimliğini anlattı;

“Ben 80 yaşımdayım. 50 yılımı Babıali’de geçirdim. Üstadları, marka isimleri, romancıları, hikayecileri tanıdım bu dönemde. Babıali benim için büyük bir zenginlik kaynağı olmuştur. Elif Naci beyi üç kere gördüm. İlki Ecvet Güresin beyin odasındaydı. Ben sık sık uğrar çizimlerimi Ecvet beye gösterirdim, bana eleştirilerini söylerdi. Bir ziyaretinde Elif Naci ile tanıştırdı. Elini öptüm ayrıldık. Beş hafta sonra gazeteden çıkıp İran Konsolosluğu köşesinde karşılaştık. Beni tanıdı. Üçüncüsünde ise hocayı derinlemesine tanıma şansına sahip oldum. Sohbet etme şansım oldu. Çok önemli bir kültür-sanat insanıydı. Tanımış olmaktan çok mutlu oldum.”

ELİF TÜL TULUNAY: ELİF NACİ ÇOK YENİLİKÇİ VE İDEALİSTTİ
İstanbul Üniversitesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Tül Tulunay, konuşmasında dedesi Elif Naci’yi anlattı:
“Bir gün büyükbabam çok hastaydı. Bana ‘Nefes alamıyorum konuşamıyorum espri yapamıyorum ben öleyim’ dedi. İdeal ve yenilikçi vasıfları vardı. Onun evinde büyüdüm yetiştim. Türkçe’yi çok iyi kullanırdı. Elif Naci bey çok hoşgörülüydü. Ölüm ve vatana ihanet konusunda şakayı kabul etmezdi. İki arkadaşıyla bu konuda ilişkisini kesmişti. Başkalarını taklit etmek istemezdi. Bize kimseye yaslanmadan durmamız gerektiğini, her şeyi akıl mantık süzgecinden geçirmemiz gerektiğini söylerdi. Doğru bildiğimiz yoldan gitmemiz isterdi. 37 yıldır onunla birlikteydim benimle arkadaşlık etti. Yanlış anlaşılmış olmaktan da muzdaripti. Avrupa’ya gitmeme nedenini büyükanneme bağlarlar. Ama doğru değil. Türk resmi için yurt dışında eğitim almanın gerekmediğini düşünüyordu. Türk resminin Alplerin ardında değil Toroslardan doğacağını söylerdi. Resim felsefesi buydu. Onun sayesinde resim, sanat, basın, tıp çevresinden çok renkli isimlerle tanıştım. Çok çalışkandı. Yorgunluktan şikayet ettiğine tanık olmadım. 89 yaşına kadar resim yaptı, yazı yazdı. Ailesine çok düşkündü. Evine titizlikle seçtiği arkadaşlarını davet ederdi. “

Toplantıda Türkiye Gazeteciler Sendikası Önceki Başkanlarından Sedat Ağralı, TGC Onur Kurulu Üyesi Engin Köklüçınar ve TGC kıdemli üyelerinden Seracettin Zıddıoğlu da Elif Naci ile ilgili anılarını paylaştı.
Toplantıya Gazeteciler Sosyal Yardımlaşma Vakfı Başkanı Selami Turgut Genç, TGC Balotaj Kurulu üyesi Muammer Tuncer, Haşmet Yavuz, Füsun Özbilgen, Kerim Evren, Emel Uygur, Mehmet Gündüz, Necati Güngör, Duygu Aksoy, Recep Aslan, Alaaddin Bilgi ve karikatürist Akdağ Saydut’un da aralarında olduğu çok sayıda gazeteci katıldı.

ELİF NACİ KİMDİR?
1898 yılında Gelibolu’da doğdu. Güzel Sanatlar Akademisini bitirdi. Gazetecilik mesleğine 1916 yılında İleri Gazetesi’nde başladı. Milliyet, Tan, Son Telgraf ve Cumhuriyet gazetelerinde ressam olarak çalışan Elif Naci’nin “ On Yılda Resim”, “ Şarkta Resim” ve “Anılardan Damlalar” adlı üç eseri bulunmakta. Evli ve bir çocuk babası olan Elif Naci 8 Mayıs 1987’de vefat etti ve bu tarihe kadar ressamlığının yanı sıra serbest yazarlığını da sürdürdü.